18 Haziran 2008 Çarşamba
İyonosfer
Bugün 26 mayıs 2006 ve ben biraz önce çok kötü geçmiş bir fizik laboratuvar sınavından çıkmıştım.Asistanla yaşadığım bir yanlış anlama yüzünden, başka insanlarda görsem eshefle kınayacağım bir şekilde,toplumumuzun kutsal olarak atfettiği değerler olan ana,avrat ve bacı kavramları hakkında ileri geri konuşurken,hiç ummayacağım bir anda karşıma ''O'' çıkmıştı.Büyük bir ihtimalle ''O'' da aynı sınavdan çıkmıştı fakat ''O'' heralde kendi sınavındaki asistanla hiçbir sorun yaşamamış olacak ki,diğer arkadaşlarıyla gayet mutlu mesut muhabbet ediyordu.Ve muhabbet ederken her zaman ki gibi gülümsüyordu ama öyle bir gülümseme değil.Sanki dünya üzerinde yaşayan her mahlukatın bu gülümseyişten feyz alması için gülümsüyordu.Sanki bir kuğu edasıyla o vakur duruşuyla tüm tabiatı ödüllendiriyordu bu gülümseyişle.Fizikçi olduğum için şunu biliyordum,tüm konuştuğumuz ve çıkardığımız sesler kaybolmuyor ve iyonosfer tabakasında birikiyordu.Hatta yılların geyiğiydi ''abi japonlar bir teknoloji bulmuş,sesleri geri döndürüp tarihteki olayları doğru bir şekilde öğreneceklermiş'' diye.Ama şimdi bu güzellikler şahikanın gülümsemesi ne olacaktı peki?Sahi gülümsemelerde kaybolmasaydı ve bir yerlerde bulunsaydı japonlar heralde ilk olarak ''O''nun gülümsemesini geri getirmek isterlerdi.Ben böyle malihülyalara dalmışken arkamdan yine bir gülme sesiyle irkildim.Tanrım bugün sanki kainatın tüm güzellikleri insanlara sunulmuş gibi herkes gülümsüyordu diye düşündüm.Fakat tabiki bu güzelliklerden nasibini almamış şimdi burada ismini verip rencide etmek istemediğim bazı arkadaşlar da vardı çünkü bu seferki gülme vakur bir edayla değil, hayvanımsı bir böğürtüyle geliyordu.Sese biraz dikkatlice kulak verince bu sesin kime ait olduğunu anlamıştım.Bu ses bizim Faik öküzünün sesiydi ve hem kahkaha atıyor hem de koşarak 'kodum olum çocuğu' diye bağırıyordu.Çıkardığı seslere bakılırsa onun sınavı iyi geçmiş gibi görünüyordu.Demin ki iyonosfer tekrar aklıma geldi.Peki şimdi nasıl olacaktı?Bu Faik ayısının sesiyle,konuştuğu zaman tüm dünyanın saygıdan sustuğu,en kızgın konuşmasının bile huysuz çocuklara ninni gibi geldiği ''O'' nun sesi aynı iyonosferde mi toplanacaktı.Hem Faik kişisinin ''O'' nunla muhabbetinin olmasından hem de Faik in sınavının benimkinden iyi geçmesinden dolayı,bir anda Faik i,o insan postu giymiş kurbağa kermiti kıskanır olmuştum.Tabi bu kıskançlık bende bir efkara neden oldu ve bir sigara yaktım.Faik yanıma geldi ve benden bir sigara istedi.Şundaki utanmazlığa akıl sır erdiremiyordum.Hem sınavı iyi geçmiş ve nispet yaparcasına Ronaldinho nun gol sonrası yaptığı gibi herkesin ortasında,hiç becerememesine rağmen samba yapıyordu hem de bu aymazlıkla benden bir de sigara istiyordu.O anda tüm ona karşı garezimi kusmak,onu ve bu yaptığı anlamsız zafer danslarını küçümseyerek,onu kendine getirmek istedim ama yapamadım.Zira bu her hareketine gıcık kaptığım şahsiyet beni ''O'' nunla tanıştırabilir ve bana esfanevi(legen......wait for Faik.......daryyyyy) bir sevda hikayesi sunabilirdi.Ben de ona sanki kırk yıllık dostmuşuz gibi sigara uzatıp,abidik gubidik bir konu açarak muhabbete girmek istedim.Fakat bu özünde bir manda olduğu için benden sigarayı alarak direkman ''O'' nun ve arkadaşlarının yanına gitti.Evet ben yine yalnız başıma kalmıştım ve sesimin iyonosfere gideceğini bile bile Faik e küfürler yağdırıyordum.Amma biraz bu iyonosfer konusunda duyarlı olduğum için,birazda Faik in beni duyup,''O'' güzellikler şahikasının önünde bana,dünya dayak tarihinde ilk ona girecek bir dayak atmasından tırstığım için,tüm bu küfürleri içimden ettim.Ben böyle içimden küfür ederken,sınavdan çıkmasını beklediğim kişi,kadim dostum Berk çıkmıştı sınavdan.Bu kadar süre Berk i beklememin sebebi sanmayın ki Berk in arabasıyla beni evime bırakacak olmasındandı,sadece Berk in iyi bir çocuk olmasıydı benim onu beklememin sebebi.Evet Berk in arabasının yadsınamayacak derecede bir önemi vardı bu beklemede şimdi yalan söylemeyeyim ama tek neden o değildi.Belki de en büyük neden ''O''nun da orada oluşuydu zira bugün derslerin son günüydü ve ''O'' bizim gibi batak,king,çetele,koz ver gibi terimlere aşina olmadığından dolayı, yaz okuluna gelmeyecekti.Bu durumda ''O''nu bir dahaki sefere görme tarihim tam olarak üç ay sonrasına geliyordu.Zaten önce bir tohum olarak yüreğime ekilmiş bu aşk bir senedir önce kendi kabuğunu kırmıştı ve zamanla boy verip filizlendi,hergün hasret sularıyla beslendi ve şimdi artık bu aşk,yüreğime sığmayan ulu bir çınardı.Ve bir üç ay daha ''O'' nu görmemek,bu yaralı kalbim için büyük bir ıstıraptı.Ben bu duyguları yaşayıp,sigaranın dibine dibine vuruyorken birden yanımdaki Berk,karşımızda duran ''O'' nun grubundan birine selam verdi.Selamına karşılık alınca benle Berk biranda kendimizi ''O''nun yanında bulmuştuk.Evet bu garip ve bir o kadar da güzel tesadüf bir anda benim ''O'' nunla tanışma fırsatım olmuştu.Berk karşımızdaki gruptan biriyle aynı lisede okumuş ve birbirlerini tanıyorlarmış.Berk başladı ''O''nun grubuyla ayak üstü muhabbet etmeye ama ben yaşadığım bu şaşkınlıktan dolayı dudağımdaki sigarayı iki parmağımla çekerken,sigara dudaklarıma yapıştı ve sigaranın yanan ucu iki parmağımı yaktı.O telaşla ağızımdan iyonosferde asla yer bulmamasını istediğim ananı ........ cümlesi çıkıverdi.O sırada bir baktım ben böyle gizli öznenin ben olduğum,etken fiilli cümleler kurarken,''O'' bana elini uzatmış ve adını söylüyor, benim ona cevabım ise ananı ........ oluyor.Ve benim ağızımdan duyduğu ilk kelime ise bir küfür oluyor.Ben hemen durumu kurtarmak için sanki elimi bir sigara değil de,mordor dağının ateşi yakmış gibi bastım feryadı.Bir anda ortalık amerikan filmlerinde 911 arayan insanların koşuşturması gibi oldu ama ben durumu toparladığım için memnundum.Çantamda daima yere düşen bir hatun kişisiyle tanışırım da belki onun yaralarını kapatırım sonra bunlar zahiri yaralar henüz kalp yarasını saran bir bant yapılmadı geyiğine belki iş koyarım umuduyla taşıdığım selo marka yara bandını parmaklarıma sardım ve muhabbete geri döndüm.Berk in tanıdığı kız, sınav sonu stress atmak için bir yerlerde bişeyler içeceklerini eğer işimiz yoksa onlara katılmamızı önerdi.Berk bana baktı,ben de hemen sazan gibi atlamayayım diye önce ağızımı büzüp ya bilmem ki nasıl olur felan triplerine girdim.Baktım bu kızlar ben uzattıkça bana postayı koyacaklar,hemen hadi o zaman,nereye çufçufluyoruz diyerek içimdeki hiç ölmeyen çocuğu onlara göstermek istedim.Ancak ben böyle değince bunların üçü ve Berk bana acıyarak ve ne kadar banalsin der gibi baktı.Bir tek ''O'' güzellikler şahikası gülümsemişti ve ''O'' gülümseyince bende bir şarkı patlattım Barış Manço dan sen gülünce güller açar gülpembe diye.Bu şarkıyı ''O'' na ithaf ediyordum ve biliyordum ki ''O''nun için söylediğim bu şarkı iyonosferde hiç kaybolmayacaktı ve hep ''O'' nun için kalacaktı.........(Devam Edecek)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
"Zaten önce bir tohum olarak yüreğime ekilmiş bu aşk bir senedir önce kendi kabuğunu kırmıştı ve zamanla boy verip filizlendi,hergün hasret sularıyla beslendi ve şimdi artık bu aşk,yüreğime sığmayan ulu bir çınardı". espirili ve edebi bir yazı olmuş. Altay Öktem'in yazıları gibi olmuş ama en az onunkiler kadar özgün güzel bir çalışma olmuş.
olcay bu yazına yorum yazmadık diye blogunu güncellememezlik yapma...çalışmalarının devamını bekliyorum özelliklede zahirya ile ilgili olanlar
Yorum Gönder