10 Ekim 2008 Cuma
Neler İsterdim
Beraber yürüyorduk...Ben '' O '' ve bütün kainat.Herşey sanki bizimle yürüyor,bütün bir evren ve dünya sanki sadece ''O'' nun gülümsemesini bir an bir lahza daha görmek için dönüyordu.Hemen konuşmak için bir bahane bulmalıydım ancak küçüklüğümden beri kızlı erkekli bir grup içerisinde nasıl davranılacağını bilmediğim için aklıma hiçbirşey gelmiyordu.Bir anda aklıma filmlerde böyle durumda kalan film kişisinin yaptığı ve her zaman işe yarayan kendin ol rahat ol özgür ol taktiği geldi ve ben de hemen kafamdan geçen ilk şeyi söyleyiverdim.Yavv bu yaz amma sıcak olacakmış,çok pis küresel ısınma varmış diye cümleye girdim ve böylece beni bir odun olarak değil de çevre sorunlarına duyarlı,entel dantel biri zannetmesini istedim.Ancak benim çevre sorunlarına en duyarlı yaklaşımım bizim evin yanına çöp dökmelerini engellemek için duvara ana ve avrat kavramlarını birlikte içeren cümleler yazmak olunca muhabbetin devamı gelmedi.Küresel ısınma dedim ama bunu sadece Turgay ibnesinin bizi kandırıp batak oynamaya götürdüğü Şen dostlar kıraathanesinde Harun'un tuvaletten gelmesini beklerken karıştırdığım gazete küpürlerinde görmüştüm.Zira nedir ne değildir zerre bilgim yoktu.Hemen muhabbeti iyi bildiğim bir konuya çekmem gerekiyordu yoksa bu küresel ısınma buzullardan önce beni eritecekti.Birden ona hangi takımı tuttuğunu sordum.Beşiktaş dedi.Muhabbeti devam ettirmek isterdim ama içinde küfür olmayan bir futbol muhabbeti daha önce yapmadığım için ve '' O '' güzellikler şahikasının yanında küfür etmek istemediğim için sustum.Nihayet kafeye gelmiştik ve ben oturana kadar o kadar stratejik hesaplar yapmama rağmen yine de ''O '' na en uzak yere oturmuştum.zaten bu hesaplar konusunda hiçbir zaman iyi olmamıştım.Durakta otobüse binene kadar bir ton algoritmik hesap yapıp güneşten kaçmaya çalışırken güneş yine de otobüs yolculuğumu kabusa çevirmiştir.Bari içecekleri aynı söyleyelimde muhabbet oradan açılsın istedim ama namussuz garson ilk siparişi masanın en başında cücük gibi oturan benden aldı.Ben de bir tahmin yapıp kahve söyledim çünkü '' O'' bana göre kesin kahve söyleyecekti.Benden sonra herkes kahve söyledi ama ''O'' bir çay hastası olduğunu ve kahve sevmediği söyleyerek çay söyledi.Tam anlamıyla eziliyordum çünkü masada çay mı kahve mi sohbeti açılmıştı ve ben ''O'' nun karşısında pısırık bir kişi olduğum için kahve istediğim halde çayı savunuyordum.Bir ara öyle ekndimden geçmişim ki gören sanki çaykurun işletmeciliğini benim yaptığımı zanneder.Birden telefonum çaldı ve herkes bana döndü çünkü telefonum romantik slow bir parçayla çalmıyor bunu yerine mahallede arkadaşlarla melodi çaldırma yarışması yaparken telefonuma düğünlerde çokça çaldığımız kolbastı parçasını çalıyordu.Bu durum oturduğumuz otantik kafenin ortamına biraz aykırı duruyordu.Hemen telefonumu açtım arayan mahalleden arkadaşım Kadri ydi.Zaten benim telefon rehberim amatör küme futbol takımı listesi gibiydi.Nerede sap var anında benim telefon rehberime kayıtlı oluyordu.rRehberdeki bütün isimler safkan erkek ismiydi.Bizim kaveci Rıza abi kahvede yoklama alsa kesin benim telefon rehberimi kullanırdı.Ben de hiç bozuntuya vermeden sanki önemli bir kişi arıyormuş gibi yaptım ve bir dakikalığına masadan izin istedim.Kadri ye neden aradığını sordum.Bizim çocuklarla kavede okey oynuyolarmış Dursun la ikisi olmuş Rasimleri yeniyorlarmış şimdi de okeye dönüyormuş ve okeyi Rasim in alnına tükürükleyip yapıştıracakmış.Beni de bu tarihi olaya canlı tanıklık etmem için aramış.Kadri telefondan çektiği taşları bana söylüyordu.Ben de masadakilere çok önemli bir telefon görüşmesi yapıyormuşum havası vermek için Kadri ye alakasız cevaplar veriyordum.Kadri diyor kırmızı beş lazım.Ben diyorum tatlım bence birkez daha düşün.Kadri diyor sarı iki çektim.Ben diyorum bak pişman olacağın birşey yapma.Aklımca masadakilere bak ben boş adam değilim aslında benimde süper ortamlarım karılı kızlı bir arkadaş grubum var mesajı vermek istiyorum.Kadri en son kodum çocuğu dedi ben de tamam tatlım görüşürüz hadi öpüyorum diye telefonu kapattım.Masaya döndüğümde herkes kahvesini bitirmiş ve fincanları ters çevirmişti.Bir tek benimki normal duruyordu.Ne yaptıklarını sordum.Kahve falı bakacakları için fincanları ters çevirdiklerini benimkisini ise unuttuklarını söylediler.İçimden yeter ulan amma ezdiniz beni demek geldi fakat diyemedim.Bunun yerine önemli değil zaten fala felan inanmam dedim.Masadaki herkes fincanları açıp birşeyler atıp tutup eğleniyorlardı.Bir tek ''O'' yüzündeki o masum hüznüyle diğerlerinden biraz geride duruyordu.Uzaklara derin derin bakıp kimbilir neler düşünüyordu.Ah ne çok isterdim olmayı bakışlarından nasibini almış bir parça duman,bir kibrit çöpü ya da bir toz nefesine karışan..Ah ne çok isterdim saçlarını okşayan bir parça rüzgar,yüzüne dokunan bir parça yağmur olmayı.........
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)